Hayat koybolduğunu sandığımız günlerin içinde saklı...

Çarşamba, Temmuz 08, 2009

Michael'in ardından...


Geçenlerde CD'leri karıştırırken bir tane Whitney Houston CD'si buldum, kapağın altına Selim Can'dan diye yazmışım.

TRT3 ile başlayan pop alışkanlığım, lise ve üniversitede de devam etti. 1979 da Walkmen'in piyasaya çıkması benim lisedeyken Walkmen sahibi olmam, metal kasetler üzerine karışık doldurulan albümlerle devam etti. 1996 da Michael'in iki CD lik "History" albümünü almıştım, şimdi elimde. 1999'dan sonra bir iki CD dışında albüm almadım, MP3 devrimi yaşanıyordu çünkü.

Michael'ı İstanbul'da seyretmek için bilet almıştım, aslinda konserin 4 Ekim 1992'de olmasi gerekiyordu, ama yapılmadı, ertelendi. Sonra, bu defa 23 Eylül 1993'de yeniden geldi, sahnede görme şansım oldu. Müthiş bir performanstı. 48,000 kişi ayakta, hayranlıkla onunla eğleniyorduk. Şimdiye kadar görmediğim muhteşemlikte sahne ve ses düzeni vardı.

İki hafta önce sabah trafiğini yenmek için her zaman ki gibi erken çıkmıştım evden, işyerine yakın fırından bir iki şey almak için durdum, sonrasında Gloria Jeans'den kahve aldım . Aslı arıyordu, duydun mu dedi. Neyi? Michael ölmüş. Sydney'de sabah LA de öğleden sonra olmalı. Bütün radyolarda onun parçalari.

Michael'a mı üzülüyordum, geçen yıllarıma mı? Çocukluk, gençlik yıllarımda ki yıldızlardan biri zamansız kaymıştı. İnsanin üzüntüsü bir daha geri gelmeyecek yıllar için. Ölüm herşeyi bir anda siliyor, geriye birşeyler bırakabilmek lazım.

Billy Jean her zaman en sevdiğim parçasi olmuştu, ve diğerleri tabiki...

Hiç yorum yok: