"16 Hazirannn, Ecevit basbakannn", en büyük ağabeyimle önce Çorum'a sonrada Merzifon'a gitmiştik. O yıllarda en büyük sorunumuz elektrik kısıntılarıydı. Sonunda bir jenarator alacaktı babam, buna karar vermişti. Ama o jenerator bir turlu alinamadi.
Merzifon'dan Çorum'a dönerken icinde bulundugumuz Ford minibüs bir ineğe çarpmıştı. Bizde en önde oturuyorduk. Ford minibüsün cam elyafından yapılmış kaportasının dağılmasını hala hatırlıyorum. Yerde can çekişen inek mindar olmasın diye asfalt yolun kenarında kesilmişti.
Çorum'da da Merzifon'da da seçim konuşmaları yapılıyordu. 16 Haziran seçimleri hangi yıldı ne yazık ki hatırlamıyorum. Ama o yıl seçim vardı ve heryerde parti bayrakları. Demirel, Ecevit, Erbakan ve Türkeş, ha birde Feyzioglu vardı; şimdi geriye bu saydıklarımdan sadece Demirel ve Erbakan kaldı.
Insanın çocukluğundaki şarkıcıların, politikacıların, film artistlerinin bir bir ölmesi o çocuğun büyüdüğünü artık orta yaşa geldiğini gösteriyor. Ölüm bir son, ne zaman gelecegi belli olmayan, ama bir gün gelecegi belli bir son.
Hayat koybolduğunu sandığımız günlerin içinde saklı...
Pazartesi, Kasım 06, 2006
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

