Geçenlerde bahçeyi temizlerken, ezilmiş bir iki kozalaktan gelen kokuyu fark ettim. Yıllar öncesi çocukluğuma götürdü beni. "Hacılarhanı Camlıgı" yil 1978, yaz.
Çocukluğum, gördüklerimin, tattıklarımın ve kokladıklarımın kristal bir berraklıkta yaşandığı yıllar. Bazı anılar var ki başkası söylemese, bir iki resim de olmasa hatırlanmayacak türden, unutulmuş.
Sürekli mutlu bir hayat çok keyifsiz olabilirdi, tabiki tam terside. Sürekli bozgun halde biten ilişkiler yeteri kadar hüzün vermiyor mu? Belini doğrultmak güç hayat çizgisinin.
Ne yapmalı ne etmeli? Çok param olsa her şey değişir miydi? Her şeyi bilen biri var mı? Yaşanmadan öğrenmek mümkün mü?
Bir kahve daha yapmalı, "illy". kapıyı yavaş açmalı, yukarda uyuyan bir küçük var, uyanmamalı. Bahçede mavi plastik bankta yine bir sigara sarmalı.
Düşen yaprakları toplamak, uzayan cimleri kesmek lazım.
Kahve bitti, sigara sondu, kapı kapandı, aksam oldu, uyumak lazım. Yarin oldu kalkmak, hayata devam etmek, dönme dolaba, yasam sarmalına bağlı kalmak lazım.


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder