Hayat koybolduğunu sandığımız günlerin içinde saklı...

Perşembe, Ekim 19, 2006

Başlangıçlar...

Herseyin bir baslangiç öyküsu vardir. Benim Avustralya öykümde 1995'de basladi. 23 Nisan'da bindigim uçak beni 25 Nisan'da bir Anzak gününde Avustralya'ya getirdi. Havaalanindan kalacagim yere dogru giderken yollar bombostu.

Sydney'de havaalanindan sehre giderken ilk gördügünüz yer o zamanlar Mascot'tu. Daha yeni baglanti yollari açilmamisti. Redfern tabelasindan sola sapar Mascot içinden sehre baglanirdiniz.

Mascot o zaman bana çok köhne geldi. Iste Sydney burasi dedim kendi kendime, çünkü ilk gördügüm yer oraydi. Begenmemistim gördüklerimi, binalari, mimariyi. Sonra Paramatta Road, o çirkin binalar. Günler geçip sehre inince yanildigimi anladim. Sydney körfezi çok güzeldi. Harbor Bridge, Opera House ve Circular Quay birbirlerine çok yakisiyorlardi.

Sydney'de geldigim Istanbul gibi bir su yoluydu, martilari ve gidip gelen vapur (ferry) leriyle benzesiyordu bu iki kent.

Heyecanim çoktu, biraktigim 27 yil ve yeni baslayan bir gelecek burada diye düsünmüstum kendi kendime. Belki mutsuz olur geri donerim kimbilir. Ama olmadi bir geri dönüs. Israrla burada yasamaya devam ettim. Girdigim geri dönüs girdaplari, çaresizlikler, sonsuz bir yalnizlik duygusu beni daha da biledi. Sydney'i mekan ettim kendime.

Hiç yorum yok: